Uyuşturucu Madde Ticareti ile ilgili başta meslektaşlarımız olmak üzere ilgisini çeken herkes için uygulamaya dair notlarımızı, görüşlerimizi ve yargısal dayanaklarımızı anlattığımız serinin bu yazısında; Uyuşturucu Davalarında hukuka aykırı arama ve delil sorunu ile ilgili olarak; önleme araması, adli arama, yasaklı deliller ve Yargıtay uygulamalarını konuşacağız.
Uyuşturucu Madde Davalarında Durdurma
Sokakta uyuşturucu madde ele geçirilmesine ilişkin dosyalarda en sık başvurulan işlemlerin başında durdurma ve arama işlemleri gelmektedir. Bu husus, sanık müdafii bakımından özel bir önem taşır. Zira savunma stratejisi belirlenirken; dosyadaki diğer delillerle birlikte özellikle durdurma ve arama işlemlerinin hukuka uygunluğu değerlendirilmekte, buna göre etkin pişmanlık yolunun tercih edilip edilmeyeceği veya savunmanın hukuka aykırı delil ekseninde kurulup kurulmayacağı belirlenmektedir. Bu konu hakkında mutlaka etkin pişmanlık ile ilgili yazılarımızı da okumanız gerekmektedir.
Şimdi “durdurma” işleminin kanuni tanımına kısaca bakalım. Zira burada yer alan bazı ibareler, uygulamada neredeyse standart hâle gelmiş şekilde polis tutanaklarında ve yakalama evraklarında sıkça karşımıza çıkmaktadır.
Durdurma PVSK 4A’da düzenlenmiştir. Buna göre;
“Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir…
Burada durdurmanın ne şekilde yapılması gerektiği kanunda açıkça belirtilmiştir. Bu arada şu hususa yine dikkat çekeyim; bu eylem adli bir eylem değil, kolluğun önleyici bir işlemidir. Ve polisin amirlerinden ya da savcıdan emir almadan, onlara sormadan yapacağı iki işlemden biridir.
Kanun, devam eden maddelerde durdurma işleminin keyfî şekilde yapılamayacağını açıkça belirtmiş olsa da uygulamada sürecin çoğu zaman bu sınırlar içerisinde yürütülmediği görülmektedir. Nitekim madde düzenlemesi, polisin takdir yetkisinin sınırını; “tecrübesine” ve “içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime” dayandırarak oldukça geniş bir çerçevede tanımlamıştır.
Uyuşturucu Madde Davaları ve Arama
Uyuşturucu madde davalarında delillerin büyük çoğunluğu arama işlemi ile ele geçiriliyor. Ve hukuka aykırılık iddialarının en çok gündeme geldiği konu; arama konusu.
Öncelikle; arama işlemi, gizli saklı bir şeyin ele geçirilme çabasıdır. Önleme veya Adli arama buna göre ayrılmıyor. Ceketinizi, gömleğinizi, ayakkabınızı çıkarttırmaları, bagajınızı, torpidonuzu açmaları, evinize girip aramaları vb. Bunların hepsi arama işlemidir. Tekrar söylüyorum; önleme veya adli aramayı bunlara göre ayırmıyoruz.
Uygulamada maalesef meslektaşlarımızın da en çok karıştırdığı şey bu. Aramanın yapılışına göre adli veya önleme arama yapıldığının ayrımına gidiyorlar. Hayır, bu doğru değil.
Peki ayrımı neye göre yapacaksınız? Bir isnada dayalı arama yapılıyorsa bu adli aramadır. Somut bir isnada dayanmadan bir arama işlemi yapılıyorsa bu bir önleme aramasıdır.
Örneğin; polis bir kişinin otomobilinin bagajında uyuşturucu olduğu iddiasıyla bagajını açtırıyorsa bu adli bir aramadır. O zaman ne yapacaksınız? Adli aramanın koşullarının yerine getirilip, getirilmediğini araştıracaksınız.
Başka bir yazımızda; polisin istihbarat bilgisi yada ihbar alması ile ilgili (somut ihbar – soyut ihbar) ayrı bir açıklamada bulunduk ama burada da kısaca değinelim. Polis; bugün şu caddede, bir tırın içinde uyuşturucu madde geçecek, saatten emin değiliz ama 4-5 arasında olması bekleniyor, diye bir ihbar alıyor.
Tır belli değil, plaka belli değil, şahıs belli değil. Bu gibi durumlarda önleme araması kararı alınıp, orada o saatlerde geçen her tır aranıyorsa burada önleme araması vardır.
Uygulamada ise sorun; önleme araması kararlarının somut bir olaya istinaden belirli bir süreyle değil de, haftalık, on beş günlük kararlar şeklinde veriliyor olması. Oysa ki; önleme araması kararları belirli bir süreyle ve belirli bir mekanla sınırlı olarak verilmesi gerekmekte. İşte biz bu kararlara hukuka aykırı diyoruz, Yargıtay ise hukuka uygun olarak değerlendiriyor. Bunun dışında; hukuka uygun bir önleme araması kararı ve ona istinaden aranıp bulunan bir uyuşturucu madde varsa burada elde edilen delil hukuka uygun olacaktır.
Hukuka Aykırı Durdurma ve Arama İşlemleri
Bizim şahsi gözlemimiz ve tecrübemiz; yapılan çoğu durdurma ve arama işleminin hukuka aykırı olduğu yönündedir. Bunları da sürekli olarak savunmalarımızda dile getiriyoruz. Ancak kanun uygulayıcıları maalesef çoğunlukla işin sonucuna bakmaktadır, bak işte madde çıkmış diyorlar. Oysa ki biz; bir delilin hukuka aykırılığını eylem anına göre biliyoruz. Dolayısıyla o anda durdurma işlemi hukuka aykırıysa, sonra elde edeceği delillerin de hukuka aykırı olması gerektiğini hep dile getiriyoruz. Yargıtay da bu durdurmaları suç üstü hali olarak görüyor ve oradan hareketle delillerin bir çok zaman hukuka uygun ele geçirildiğini söylüyor.
Ama şu husus yanlış anlaşılmasın; Anayasa Mahkemesi de, Yargıtay da hukuka aykırı deliller kullanılıp, hükme esas alırız demiyor. Biz hukuka aykırı delil kullanmayız, ondan elde edilen delili de kullanmayız. Ancak bir yargılama hukuka uygun delille başladıysa, oradan hareketle elde ettiğimiz deliller hukuka aykırıysa biz onları kenara koyarız, kalan deliller hukuka uygunsa ve mahkumiyete yetiyorsa biz onunla mahkumiyet hükmü kurarız diyorlar.
Sorun ise şurada başlıyor; biz bu delil hukuka aykırıdır, hükme esas alınamaz dediğimizde onlar da bu delili hukuka uygun delil olarak görüyorlar. Daha önceki yazılarımızda da belirttim, bu konularda yerel mahkemelerde hatta İstinaf mahkemelerinde şansımız çok düşük. Nerede çözülüyor bu tür meseleler? Çoğunlukla Yargıtay’da. Bu demek değildir ki; hukuka aykırı durdurma ve arama neticesinde elde edilen delillere ilişkin usul itirazlarında bulunmayalım, bulunalım ama tüm odağımızı buraya vermenin de her zaman çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.
Diğer yazılarımızda veya aşağıda yer alan videoda çok daha detaylı şekilde bu konuların önemine değindik, örnek yargılamaları anlattık, ama kısaca bir özetleyecek olur isek;
- Soyut İhbar Var – Önleme Araması Kararı var ise Hukuka Uygun Delilden Söz ederiz.
- Somut İhbar Var – Adli Arama Kararı var ise Hukuka Uygun Delilden Söz ederiz.
- Somut İhbar Var – Önleme Araması Kararı var ise Hukuka Aykırı Delilden Söz ederiz.
- Somut İhbar Var – Herhangi bir arama kararı yok Hukuka Aykırı Delilden Söz ederiz.
- Somut veya Soyut İhbar yok, Önleme veya Adli Arama Kararı yok, durdurma ve kaba üst araması ile ele geçirilemeyecek madde ele geçirildiyse bu kaba üst aramasını aşıp adli arama olduğu için hukuka aykırı delilden söz ediyoruz.
Gördüğünüz gibi, çok girift ve karmaşık bir uygulamadan söz ediyoruz, bu konuyu daha iyi anlamak için aşağıda yer alan diğer içeriklerimizi mutlaka incelemenizi tavsiye ederim. Ki bu konu özellikle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında çok ama çok büyük bir öneme sahiptir.
Diğer Başlık ve İçeriklerle İlişki
Bildiğiniz gibi uyuşturucu madde davaları kapsamı itibariyle tek bir yazı ile açıklanması mümkün olmayan, çok aşamalı ve her başlığın birbiriyle bağlantılı olduğu dava türleridir.
Uyuşturucu davalarında; ilk ifadeden, cezanın kesinleşmesine kadar; telefon incelemesi, yakalanan maddelerin çeşitliliği, kullanım sınırı kriterleri, telefon incelemesi, kan ve idrar testleri, adli tıp uygulamaları, arama kararlarının hukuka aykırılığı, arttırıcı sebepler, kolluk görevlilerinin suça teşvik etmesi veya etkin pişmanlık gibi yüzlerce farklı konuyu açıkladığımız ana başlığımıza aşağıda yer alan rehbere tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Dilerseniz de Uyuşturucu madde suçlarına ilişkin savunma yaklaşımı ve uygulamadaki değerlendirme kriterlerini anlattığımız yaklaşık 90 dakikalık bilgilendirme videosunu da yan taraftan izleyebilirsiniz.
Bu konular hakkında görüş, öneri veya geri bildirim için 0532 419 34 06 numaralı telefondan veya av.firataslan@hotmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz Uyuşturucu madde davalarında tüm süreçlere ilişkin içeriklerimize ulaşmak için ayrıca buraya tıklayabilirsiniz.